Guda üzerine birkaç söz

http://www.dailymotion.com/video/xb5198

Küçüklüğümüzden beri tulumun güzel ezgilerinin içimizde farklı bir yeri vardır. Açıkçası tam olarak bu etkilenmenin nedenini de bilmeyiz. Ama o ses bizi sürekli yanına çeker, onsuz yapamayız. Yaşamımızın önemli bir parçasıdır tulum.

Bahar Şenliği

Bahar Şenliği

Tulum ya da yerel deyişiyle Guda bölgemize nereden gelmiştir? Dünyanın başta İskoçya olmak üzere örneğin Pakistan’daki, Ürdün’deki, İspanya’daki gudalarla ilgisi nedir? Benzerlik tümüyle rastlantı mıdır, yoksa bir bütünü parçaları mıdır?

Soruları çoğaltabiliriz. Bu ve benzeri sorular sanırım bir çok kişide var. Bu yazıyı yazmamın nedeni, bu türden soruların bende de olmasıydı. İlginç bir rastlantı sonunda konu hakkında bilgilerim daha da arttı. Bunları sizlerle paylaşmak istedim.

1998 yılı yazında bilimsel bir kongre için Yunanistan’a Rodos adasına gitmiştik. Kalabalık bir basın gurubuyla gittiğimiz bu kongrede, Türkiye adına giden 3 konuşmacıdan biri de bendim. Rodos’u bilirsiniz. Haritada Ege’nin en güneyinde, bence Akdeniz’in içinde bir yerde.

Orada kaldığımızın 2. akşamı bizlere ayırtılan otel odasında, bizim için bırakılmış birer paket bulduk. Diğer arkadaşlara sorunca paketlerin konuşmacılar için ayrıldığını ve odalarına bırakıldığını öğrendi. Pakette Rodos’un tarihi, gelenekleri vb. bilgileri içeren kitapçıklar vardı. Oldukça güzel ve adanın tanıtımı için yararlı gereçlerdi.

Paketin içinden bir de CD-Kitapçık çıktı. Bunda hem Rodos anlatılıyor, hem de fotoğraflarla anlatılanlar görüntüleniyordu. Kitapçığın en sonunda da, yerel müzikleri tanıtmak için hazırlanmış bir CD vardı.

Müzikle yakından ilgilendiğim için CD-kitapçığı karıştırmaya başladım. Her sayfada bir şarkının İngilizce sözleri ve bir fotoğraf vardı. Sonra bir sayfaya geldim ve gözlerime inanamadım. Bölgemizde çalınan gudanın bir fotoğrafı ve onu çalan bir kişinin fotoğrafı çıktı karşıma.

 
Guda

Guda

Şaşırmış ve etkilenmiştim. Otelde o gece CD’yi çalamadım. Sabahı zor ettim. Ertesi sabah Rodos’lu yetkililere ilk sorduğum şey bu gudanın Rodos’ta ne aradığı, bununla oyun oynanıp oynanmadığı, eskiden beri burada çalınıp çalınmadığı, yalnızca CD’de fotoğrafı olan kişi tarafından mı çalındığı vs. oldu. Ben kurtuluş savaşı sırasında ya da sonrasında Karadeniz’den buraya gelmiş biri olabileceğini düşünmüştüm aslında.

Aklınıza gelebilecek her şeyi sordum. Özetle öğrendiğim şey şu oldu. Evet. Bu bizim bildiğimiz, dinlediğimiz gudaydı. Ama yeni değildi. Yüzyıllardır burada vardı, çalınıyordu ve bizdeki gibi yerel bir müzik aletiydi. Bizdeki gibi çok yaygın değildi ama yine de çalınıyor ve onunla oyunlar oynanıyordu.

CD’yi ertesi günü dinleme olanağı buldum. İçindeki 12 şarkının içinde guda ile çalınan 2 ezgi vardı. Sesi tümüyle bizdekine benziyordu. Yalnız müziğin ritmi biraz farklıydı.

Tüm bunlardan sonra daha önceden guda ile ilgili olarak varolan düşüncelerimin biraz daha netleştiğini düşünüyorum. Gudanın bölgemizde, İskoçya’da, Rodos’ta ve dünyanın başka yerlerinde olmasının bir açıklaması olmalıydı.

Sanırım 1986 ya da 87 yılıydı. Trabzon’da çıkan Karadeniz gazetesinin orta sayfasında oldukça uzun bir söyleşi vardı. Söyleşi KTÜ’ye gelen bir İskoç profesörle yapılıyordu. Yanılmıyorsam tarihle ilgiliydi. Söyleşinin bir yerinde iki ülke arasındaki benzerlikler ya da farklılıklar anlatılırken guda ile ilgili şeyler de konuşulmuştu.

Yanılmıyorsam özetle İskoç hoca şöyle diyordu. “İsa’dan önceki tarihlerde Pirene’lerde ve şimdiki İspanya’nın Bask bölgesinde yaşayan bir halk vardı. Bunlar kuzey ve güneyden uğradıkları baskılar sonucunda bölgeden tümüyle ayrılmak zorunda kaldılar. Bir kısmı karşı kıyıya, İskoçya’ya gitti. Bir kısmı Cebelitarık’tan geçip Malta; Rodos gibi yerlere uğrayıp Bulgaristan’a hatta Romanya’ya gitti. Ama bir kısmı da Doğu Karadeniz’e geldi ve yerli halkla kaynaştı. Zaman içinde bu halktan hiçbir eser kalmadı. Geride kalan yalnızca müzikleri yani guda oldu. Biz İskoçlar gaydayı (yani gudayı) biraz daha geliştirdik. Sürekli üflememek için koltuk altına körük yaptık. Ama sizler pek bir şey değiştirmemişsiniz vb.”

Evet. Hoca bunları uzun uzun anlatmıştı söyleşisinde. Ben aklımda kaldığı kadarıyla özetledim sizlere. Gazetenin arşivlerinde söyleşinin tümü bulunabilir.

Aslında bu öykü, gudanın İskoçya’da, Rodos’ta, Doğu Karadeniz’de nasıl bulunduğunu açıklayabiliyor. İskoçya’daki Gayda ile Karadeniz’deki Guda’nın sözcük benzerliğini, Bask dili ile Lazcanın söylenen kimi benzerliklerini (bunu biri araştırsa da doğruluk payını öğrensek), İskoçya ile Doğu Karadeniz arasındaki guda ilişkisini.

Bunun dışında şöyle ya da böyle, bu farklı yerlerde aynı müzik aletinin çalınmasının nedenini açıklayan bir yazı göremedim. Aslında hocanın anlattığının tam tersi de olabilir. Bölgemizden yayılmıştır guda belki de. Belki de hiç birbiriyle ilişkisi bile yoktur. Ama araştırmadan ve bilimsel kanıt bulamadan bunların tümü tahmin elbette.

Şimdi, o Rodos’ta tulum çalan kişiyi Karadeniz’e getirebilsek, tulumu bir ondan dinlesek, bir de bizimkilerden birinden dinlesek, sonra örneğin müzik ve müzik aletlerinin tarihsel geçmişleriyle ilgilenen bir hoca bulsak, hoca bize işin tarihsel boyutunu ayrıntısıyla anlatsa, kötü mü olur?

Sonuç olarak; o hepimizin dinlediği guda (ya da tulum), dünyanın bir çok yerinde çalınıyor. Ayrıca bir de Akdeniz’in ortasındaki Rodos adasında çalınıyor. Yüzyıllardır hem de. Araştırmacıların bilgisine sunulur

Tulum/Guda – Lazca/Lazuri